Otuzlu yaşlarında bir kadının, mağara gibi karanlık ve izole bir odada geçen hayatını konu alan bu dramatik filmde, kahramanımız nadiren şehir hayatına adım atar. Şehir yolculuklarından birinde, iblislerin musallat olduğu gizemli bir sandalcıyla karşılaşır ve onunla derin bir sohbet yaşar. Öte yandan, eski bir televizyon tamircisi olan bir adam, şehrin bodrum katlarında kaybolan iki kardeşini bulmak için zamandan ve mekândan kopuk bu esrarengiz yolculukta mücadele eder. Film boyunca tekrar eden aynı rüya, karakterlerin iç dünyalarını ve hikayenin karanlık atmosferini güçlendirir. Zamansız ve mekânsız bu yolculukta, gerçeklik ile hayal arasındaki ince çizgi izleyiciyi derin düşüncelere sevk eder. Bu etkileyici yapım, psikolojik gerilim ve mistik unsurları harmanlayarak unutulmaz bir sinema deneyimi sunar.