89 Dk.
Emekli bir asker olan Theo, modern dünyanın gürültüsünden kaçıp kendi içsel yalnızlığına sığınmış, barut kokulu anılarını zihninin kuytu köşelerine gömmeye çalışan yorgun bir adamdır. Onun için hayat, artık sadece haftalık rutinlerden ibarettir. Bu rutinlerin en değerlisi ise Olga ile yaptığı görüşmelerdir. Ancak Theo için Olga, sadece bir hayat kadını değil; kaybolan gençliğinin, anlatamadığı hikayelerinin ve insani bir bağ kurabildiği son limanın temsilcisidir.
Olga’nın vahşice öldürülmesi, Theo’nun yıllardır bastırdığı askeri içgüdülerini ve uyuyan öfkesini uyandırır. Bu cinayet, sadece bir suç değil, Theo’nun tutunduğu son dalın da kırılmasıdır. Theo, adaleti yasaların soğuk koridorlarında değil, kendi elleriyle yazdığı kanlı bir infaz listesinde aramaya karar verir.