88 Dk.
Yıl 1980... Uğur, Sivas’ta tren makinisti olarak çalışan, işine bağlı bir aile babasıdır. Bir gün beklediği terfi haberini alır: Divriği’ye depo şefi olarak atanmıştır. Bu güzel haberle birlikte aileye bir de lojman hakkı tanınır. Uğur, eşi Handan ve çocuklarını yanına alarak yeni bir hayata adım atmak için yola çıkar.
Yeni görev yerine ulaştıklarında işler hiç de hayal ettikleri gibi gitmez. Kendilerine söz verilen lojman henüz boşaltılmamıştır. Kalacak yer bulamayan aile, çaresizce istasyondaki bir "imdat vagonunda" yaşamak zorunda kalır.
Bu süreçte eşi Handan, hem tren raylarının tehlikeli ortamından hem de çevredekilerin oradaki Alevi komşular hakkında anlattığı asılsız, olumsuz dedikodulardan dolayı büyük bir korku ve huzursuzluk yaşar. Lojman sorunu ve ön yargılar, ailenin üzerine kara bir bulut gibi çöker.
Aylar süren zorlu vagon hayatının ardından nihayet lojman boşalır ve aile yeni evlerine taşınır. Uğur, ailesinin bu yeni ortama alışması ve mutlu olması için elinden gelen her şeyi yapar.
Zamanla korkulanın aksine, çevrelerindeki insanların sıcaklığı ve dostluğu sayesinde Handan’ın içindeki tüm ön yargılar ve korkular birer birer yıkılır. Aile, dostlarının ve birbirlerinin sevgisiyle tüm zorlukların üstesinden gelerek hayatlarını bambaşka, sevgi dolu bir noktaya taşır.