92 Dk.
İklim krizi, savaşlar ve kaynak kıtlığı nedeniyle 21. yüzyılın sonlarına doğru dünya yaşanmaz bir hale gelir. İnsanlığın büyük bir kısmı yok olurken, hayatta kalabilen az sayıda insan yerin altına kurulan dev bloklarda yaşamlarını sürdürmeye başlar. Bu yeni düzen, sıkı kurallarla yönetilen bir koloni sistemine dönüşür.
2121 yılına gelindiğinde, koloni yönetimi “Genç Yönetim” adı verilen otoriter bir yapı tarafından kontrol edilmektedir. Onların en sert uygulaması ise **“Kıtlık Kanunları”**dır. Bu kurallara göre, sınırlı kaynakların tükenmemesi için dünyaya gelecek her yeni hayatın karşılığında yaşlı birinin yaşamına son verilmesi zorunludur. Bu yasa, hayatta kalan toplumun üzerinde büyük bir baskı ve korku yaratır.
Yeraltı bloklarından birinde yaşayan dört kişilik sıradan bir ailenin hayatı, ailenin yeni bir bebek beklemesiyle altüst olur. Bebek doğduğunda, aileden bir yaşlının ölmesi gerektiği gerçeğiyle yüzleşirler. Bir yanda sevgiyle beklenen yeni hayat, diğer yanda sistemin acımasız kanunları vardır. Bu noktadan sonra aile, hem kendi vicdanları hem de hayatta kalma içgüdüleri arasında zorlayıcı bir mücadeleye girişir.