Üçüncü Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle insanlık, küresel bir felaketin eşiğindeyken, bir grup seçkin milyarder lüks bir yeraltı sığınağına sığınır. Dış dünyadaki kaosun aksine, bu modern ve devasa kompleks, adeta bir cennet gibidir. İçinde bir şehrin tüm olanaklarını barındıran sığınakta, basketbol sahasından Zen bahçesine, spasından bar ve restoranına kadar her şey düşünülmüştür. Hatta sakinlerin psikolojik sağlığı için özel danışmanlık hizmetleri bile sunulmaktadır. Dışarıdaki medeniyetin yavaş yavaş nasıl yok olduğunu, sadece sığınağın ekranlarından izleyebilirler.
Başlangıçta güvenli ve konforlu bir liman olan bu sığınak, zamanla insan doğasının en karanlık yönlerini gün yüzüne çıkarmaya başlar. Lüks ve konforun getirdiği sahte huzur, yerini gerilime, çıkar çatışmalarına ve psikolojik kırılmalara bırakır. Hayatta kalma mücadelesinin acımasızlığı, korku ve şüphenin yeraltındaki bu yapay cenneti yavaş yavaş bir cehenneme dönüştürmesine neden olur.